3 Şubat 2012 Cuma

Altın Sahiller Gana

   Merhaba,
  Herkesin yaşadıklarını, gördüklerini paylaşma isteği olur ya, işte ben de bu isteğe kulak vererek yazmaya karar verdim. Hissettiklerimi, özellikle de gezdiğim gördüğüm yerleri ve onların bana hissettirdiklerini yazmak... Hem dünyanın sadece etrafımızda gördüğümüzden ibaret olmadığını gösterebilmek için, hem de ölümsüzleştirebilmek için 'o' anları...
  Aralık ayında şans eseri gittiğim ve hayatımda şu ana kadar başıma gelen en güzel şeylerden biri olarak nitelendirdiğim Gana'ya yaptığım geziden bahsetmek istiyorum öncelikle.
  Hayatımı pek çok açıdan değiştiren AFS programı sayesinde 11 ülkenin katılımcılarının bulunduğu bir eğitim programı amacıyla bir hafta kadar bulundum Gana'da. Ama ne bir hafta... Eminim daha çok kalsaydım fark edeceğim daha çok ayrıntı olur, hayatıma açılan daha çok pencere sayesinde daha çok aydınlanırdım ve bunun bilincinde olarak yapılacaklar listeme ekledim tekrar ziyaret etmeyi Gana'yı. 
  Gana hakkında küçük birkaç bilgi vererek başlamak istiyorum. Gana batı Afrika'da, başkenti Akra olan ve 1957 yılında bağımsızlığını kazanan sıcak Afrika ülkesi. Güneşin sıcaklığının insanların kalbine işlediği ve yüzlerine her daim bir gülümseme yerleştirdiği, çok uzaklarda olsanız da kendinizi evinizde hissettiren Afrika ülkesi. 




  Uçaktan inip Gana topraklarına ilk adımı atmadan ve aralık ayında sıcacık havayı tenimde hissetmeden inanamazdım Gana'da olduğuma ve öyle de oldu. Küçük, kendi halinde hava alanına indiğimizde ve üstümdeki ince hırkanın bile bana çok fazla geldiğini anladığım an, artık evimden çok uzakta olduğuma ve bir rüyanın gerçekleştiğine inandım. - Afrika'da olmak - Her şeyin bir sürpriz olmasını istemiştim, çok fazla okumamıştım Gana hakkında yazılanları. Hayalimde 'Afrika' denilince canlananlar ne derece doğru kendim yaşayıp görmek istemiştim. Havaalanındaki vize memurunun bile yüzünde bir gülümseme vardı, şaşırmıştım, görmeye alışık olduğumuz bir tablo değildi ne de olsa. 


Küçük ama şirin minibüsümüz :)




  Derken Gana'lı AFS gönüllülerinin bizi karşılaması ve o küçücük ama şirin minibüsümüzle kalacağımız otele olan yolculuğumuz, diğer ülkelerden gelen gönüllülerle ve eğitmenlerimizle tanışma... Tanıştıktan hemen sonra sanki yıllardır arkadaşmış gibi hiçbir yabancılık çekmeden birbiriyle iletişim kurabilen insanlar.. AFS nin bizlere yaşattığı çok uzak bir ülkede değişim öğrenciliği tecrübesi, hangi ülkeden olursa olsun, bir 'merhaba' ile insanlarla sıcacık bir sohbeti başlatabilme becerisini de beraberinde getirdi şüphesiz. 
  Gana'da kaldığımız süre içerisinde sabahtan öğlene kadar eğitmenlik üzerine eğitim aldıktan sonra akşamları yemeğe çıktık ve 2 gün boyunca şehrin önemli yerlerini ziyaret ettik. İşte gezip gördüğüm bu yerler üzerine, fotoğraflarla beraber küçük notlar...


  Akra caddelerine çıktığınızda ilk olarak yoğun bir trafik ve korna sesi karşılıyor sizleri, yüzünüze dokunan sıcacık esintiye eşlik ediyorlar. Ve tabiki Akra'yı Akra yapan sokak satıcıları... Onlar her yerdeler. Bazen arabaların arasında, bazen yolun kenarında, bazen turistik bir yerin bahçesinde. Akra' da sokak satıcısı olmak için bir kural ya da yaş sınırı yok, her yaştan insanı görmek mümkün. Gana'daki insanların geneli gibi onlar da mutlular, bazen gözleri dalıp gitse ya da sizi yabancı gördükleri için şaşkınlıkları yüzlerinden okunsa da onlar hep mutlu. Taşıdıkları malları ne kadar ağır olursa olsun, onu taşımak için tek bir yer var: kafalarının üstü. Gana'da hiçbir şey elde taşınmıyor ve ortaya sadece Afrika'da görebileceğiniz inanılmaz güzellikte kültürel bir görüntü çıkıyor.  Bu fotoğrafı Elmina Kalesi'nin önündeki boş alanda çektim. O lezzetli portakalların tadı damağımda kalmış bir şekilde bu anı ölümsüzleştirmek istedim. Çocukların bağırışları ve kahkahaları hala kulaklarımda, beni çağırır gibiler. Ha bu arada... Onlar kimler mi? Onların adını tahmin etmek çok da zor değil çünkü Gana'da herkesin adı doğduğu günün adı. Herkesin kendine özel bir adı var elbet ama bir de doğdukları günün adını alıyorlar ve aileleri arasında genellikle bu isimle çağırılıyorlar. Ne kadar güzel değil mi? Aşırıya kaçmadan, basitçe düşünerek ve zaman ile barışık... 






  Elmina Kalesi'nden hemen önce ziyaret ettiğimiz Cape Coast da hafızama yerleşen yerlerden bir tanesi. Çünkü burası aralık ayında ayaklarımı okyanus sularına değdirmeme izin veren ve yosun kokuları eşliğinde balıkçıları izlediğim bir sahil. Büyük küçük herkes bunaltıcı sıcağa aldırış etmeden hep beraber çalışıyor, çünkü tuttukları balıkları satarak para kazanmaları gerekiyor. Yeri gelmişken, Gana'da kalabalık aile yaşamı oldukça yaygın. 


 Gana sokaklarında dikkatimi çeken bir detay, kadınların kültürel kıyafetler giymeleri ve bu kıyafetlerin çok şık olmasıydı. Gana'lı arkadaşlarım Zeenat ve Feruzah da bu şıklığı taşıyanlardan. Türkiye'ye dönmeden benim de bu kıyafetlerden almam mümkün olur mu diye hemen onlara kıyafetlerini nereden aldıklarını, kaça mal ettiklerini sormaya başladım. - Evet, sanırım dünyanın her yerinde 'kız muhabbeti' aynı oluyor :) - Aldığım cevabı biraz şaşırtıcı buldum, çünkü Gana'da kadınlar genellikle kıyafetlerini satın almak yerine diktiriyolarlar, böylece ücret azalmış oluyor. Türkiye'de ben küçükken dikişin çok yaygın olduğunu hatırlıyorum ancak son zamanlarda hepimiz hazır giyimin kölesi olmuş bir şekilde ve gittikçe birbirimize benzeyerek 'kendine özgü olmak'  kavramından uzaklaşıyoruz ne yazık ki.  Sonuç olarak yeterli vaktim olmadığı için kendime bir kıyafet diktiremedim ve çareyi bir alış veriş merkezine giderek yöresel bir bluz satın almakta buldum. Aldığım bu ürün fena olmasa da, benimkinden çok daha güzel, Afrika kadınının rengarenk kıyafetlerinden birkaç örnek sunmak istiyorum...


 



















  Gana insanı çektiği ekonomik sıkıntılarla başa çıkabilmek için küçüklükten itibaren çalışıyor. Önceden de bahsettiğim gibi sokak satıcıları nereye gitseniz sizi karşılıyor, turistik yerler de bunların başında geliyor. İşte yine Elmina Kalesi'nin önünde tam minibüsümüze Akra'ya hareket etme amacıyla bindiğimizde cama iki küçük Gana'lı yanaştı. Önce arkadaşım ve ben onları fark edemedik çünkü etraftaki güzellikleri fotoğraflamakla meşguldük. Derken, biri şöyle dedi: ''Fotoğrafımı çek!'' Arkadaşım ve ben şaşırdık, ''Ne dedin?'' diye tekrarlattık küçük kızın isteğini ve yine o istek, ''Fotoğrafımı çek!'' Güldük, peki madem diye düşünerek arkadaşım makineyi aldı ve onların fotoğrafını çekti. Ardından duyduğumuz cümle o an olduğu gibi ne zaman aklıma gelse beni güldürür. 
''Bir Cedi'' dedi küçük kız - Cedi, Gana'da kullanılan resmi para birimi - arkadaşımın cevabı şu oldu: '' 1 Cedi mi? Peki ama ne için?'' gelen cevabı tahmin ettiğinizi düşünür gibiyim. İşte cevap şuydu: ''Fotoğrafımı çektiğin için!'' İşte bu muhteşem anın fotoğrafı...




1 Cedi Fotoğrafı 


  Gana hakkında bir diğer not da eğitim sistemi üzerine. Cape Coast yakınlarindaki yatılı bir liseyi ziyaret ettik. Bizleri müdür ve okulun önde gelen öğrencileri karşıladı ve mini bir okul turu yaptık. Kız ve erkek öğrenci yurtlarını gezdik ve öğrencilerin çimler üzerine çamaşır serme gibi değişik çamaşır kurutma yöntemlerini gördük :) Okulu sınav döneminde ziyaret ettiğimiz için bahçede gezen çok öğrenci yoktu. Ancak yine de birkaç öğrenciyle tanışıp sohbet etme fırsatını bulduk. Gana liselerinin Türkiye'deki liselere benzer bir özelliği, öğrencilerin forma giyiyor olmasıydı, tabi hava şartlarına uygun bir forma. Kız öğrencilerde gözlemlediğim bir özellik hepsinin saçının kısa kesilmiş olmasıydı. Bunun nedenini  Gana'lı arkadaşım Zeenat'a sorduğumda liseden mezun olana kadar kız öğrenciler de dahil bütün öğrencilerin saçlarını kısa tutmalarının bir kural olduğunu öğrendim. Öğrencilerin derslerine ayıracakları vakti saçlarına ayırarak zaman kaybetmelerinin önüne geçilmesi amaçlanıyordu bu kuralla. - Değişik bir bakış açısı düşününce. Ama bunları yazarken şu söz yankılanıyor kulaklarımda: '' iyi kötü yoktur, farklı vardır '' :)




  Fotoğraftaki bu güzel gülümsemeli kız, o okulda tanıştığım Gana'lı arkadaşım. O kısacık sohbetimiz öyle işledi ki içime, ayrılmak istemedim oradan. Belki bir daha hiç göremeyecek olsak da birbirimizi, bir şekilde haberdar olabilmek için sosyal medya imdadımıza yetişti yine. Facebookta birbirimizi ekleme sözüyle ayrıldık oradan...